13 Temmuz 2011 Çarşamba

Haksızlıkların Ülkesinde Ayakkabısını Hiç Bulamayan Külkedisi

Nasıl bir hayattır bu diye söylenir külkedisi..ardından peri gelir onu muhteşeme çevirir ancak hep bedel arar...Şartlar onu!..Onun şartlarına uymayınca da balkabağına dönüşür birden herşey...

İşte Hayalkırıklıgı başlar...Herşey masallarda gibi tatlı sonla mı sonlanır yoksa o tatlı sonu yakalayacagımıza inanarak mı devam ettiririz adım atmayı..Peki o adım atmalarda sana engel olanlar...nasıl ulaşılalıcak o guzel hayallerdeki sona...

bir aŞk'ta sona erdi..nerde kaldı aŞk dolu her şeye direnen ikili..^tuzla buz^..hiç onların çift oldugunu çevresi anladı mı.. yoksa araya girip herşeye karışmak daha mı iyiydi..
Evet!!!ebeveynler hep haklıdır!! cocuklarına birsey olmasın karşı taraf yıpratmasın..Benim Çocugum Benim Çocugum..

Yaaaaaaa bir bırakın artık bu genÇleri ne olur girmeyin araya!! kızının ezildiğini düşünen kız tarafı.. Oğlunu ellere verip kaybememekten korkan oğlan tarafı..Alın Başınıza Çalın..Hiç demeyin cocugumun mürüvetini görücem de görücem..Önemli olan sizin kanatlarınızın altındaki cocuklar deĞil mi? Zaten karşı taraf Yamyam Kabilesi aman sizin kurdugunuz turşuyu yer üzerinede suyunu içerler..Sonra naparsınız..cocuklarınız sizleri unutur.. karşı tarafın egemenliği altına girer..Sonra o en büyük korkunuz kalır..Yalnız kalırsınız!!!

Yurdum insanı ailesi yüzünden o cok sevdiğini de hiçe sayar..aile törelerine örf adetlerine uygunlugunu da çabası..Yok dini uymaz yok görgüsü olmaz yok bize hiç ama hiç uymaz..Ulan birbirini begenmeyen hödükler çocuklarınızı nasıl yetiştirdiniz ki..sizin bu şart-şurtunuza uygun bir adayı karşınıza getirmedi...Seç beğen al-mantıgını koy olarak gördüğünüz adı verilen ''Evlilik kurumu yolundaki hedösünde ''Aşk'ı niye yok saydınız!!!!Sadece kendinizin begendiği aile ve ailenin cocuklarıyla evlilik olur değil mi?
Tarih boyuncada en görkemli krallıklarda gücünü böyle devam ettirmiş kimse sormamış kimse dememiş onu seviyor musun diye!!Güç aşk para....Küresel Aşk anlayışı!

Herşeyi birbirinde unutan Aşıklar...hayatın zor şartlarında savaşırken küçücük güLümsemesi yeter! derdi..Parayı unutup iş güç derdini unutup nefeslerinden nefes bulurlardı..Hayalleriyle pembe pancurlu evlerini kurar içini de en guzel renklerı çocuk sesleriyle donatırlardı..Bir kucakla çemberlenir..beyaz ışıkla donanır etraftaki kötülüklerden arınırlardı...

Ne yaptınız bu son'a...nerde kaldı herşeye rağmen direnen geline..nerde kaldı beyaz atlı prens...
Bitirdiniz...Alkışlar...kocaman....araya giren karakedilere...

Pusuya yatmış küçük şeytanlar dört bir taraflarından leziz aşk dolu kanlara..Kanlar zehirle donanan Akılları çelinen gençler verilen silahla deler..ve en büyük yarayı da kalbinde bırakır...Açılan bu yara bu agır sözler ne ona bir ilaç olur ne de akıtılan gözyaşı..tek çaresini Ayrılık kararında alır taraflar..Külkedisi hiç ayakkabısını bulamaz..Prens'te atıyla ayakkabının sahibini aramaya giderken bataklıkta boğulur..Bu kadar hızlı biter gider...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder